ARİF MACİT'E KARŞI IV- BİR VEDA, BİR ELVEDA
Büyük bir kalabalık camii avlusunda saf tutmuş
Kimi kırgınlığını kimi de fani hayatı unutmuş
Musalla taşında uzanan ibrete sımsıkı tutunmuş
Arif ve Macit; gözü yaşlı iki genç yan yana bulunmuş
Erden Ağabeylerine karşı son görevlerini yapmak adına
Hazır olan imamın önderliğinde cenaze namazına durmuş
İnsan hayatı bir kısmettir
O da kimine kötü kimine iyidir
Nihayetinde adil olmasa da eşittir
Gidilecek yer ya toprak ya su ya da ateştir.
Hiç olmadı hiçtir.
Cenazenin arka sırlarında ayakta duran kadınların dudakları durmadan kıpırdıyordu
Bunun müsebbibi dualar değil; cenazenin gözdesi, salya sümük ağlayan Gamze'ydi.
Dün eve geldiğinde karısını Bakkal Rıza ile basan Erden üzüntüden kalp krizi geçirmişti
Nihayetinde ertesi günü büyük bir kalabalığı camiinin avlusuna dizdi
Tüm bu dedikodu kazanı ölünün şad olan ruhunun etrafında döne dursun
Bizim iki delikanlı bu vesileyle sonunda aynı çizgide buluşsun
Yer, müdavimi çocuklar olan Sarıkız Parkı
Misafirler çocukça davranıp küsen iki eski arkadaş
Zaman yaşamın öncesi ölümün sonrası
İki aşık gibi karşılıklı oturmaktalar
Bu sefer roller değişmiş
Arif almış sazı eline bir arkadaşlık türküsü çığırmakta.
"İyice artist olmuşsun. Sağda solda methini duyuyorum."
Macit biraz utangaç biraz da sıkılgan konuşmakta.
"Sağ ol. Yakın zamanda İstanbul'a gideceğim. Orada da namımız yayılır inşallah."
Arif hayallerinin başka türlü gerçekleştiğini fark etmiştir.
"Öyle mi? Bence de gitmelisin. Gönül isterdi ben de gideyim ama zor."
"Niye zor olsun be oğlum, gelirsin benimle."
"İstanbul'da ne bok yiyeceğim peki Macit?
Hem ben artık hayal kurmak istemiyorum." dedi Arif hüzünle
Bu söz üzerine uzun süren bir suskunluk yaşandı
İkili içinden otlar fışkıran parkın kırık taşlarına bakmaktaydı.
Tıpkı aralarındaki arkadaşlık gibi biten kaldırımlara takılmıştı.
Sonrasında Macit, Arif ile son bir defa tokalaşıp kalkmıştı.
Bankta oturmaya devam eden Arif'in omzuna bir kuş yaslanmıştı.
Arif kuşun gitmesini istemediğinden onun başını okşamıştı.
Arif'in tüm ümitleri körelmişti.
Macit ise şöhretten körleşmişti.
İşin aslı aynı yola baş koymak isteyen gençler
Farklı hayatların farklı insanları oluvermişti.
Ne Macit gibi birinin hayatında Arif'e
Ne de Arif gibi birinin hayatında Macit'e rol biçilmişti.
İki farklı yol çizen dostlar
Bu yolları birleştirmek istemişti.
Oysa ki hayatın kendisi bile ufak bir yoldu
Bazen yol enine boyuna kısalsa da uzasa da
Bir hayatta bu iki arkadaşa yer yoktu.

Yorumlar