ARİF MACİT'E KARŞI III- YİTEN DOSTLUK
Dillere pelesenk olmuş övgüler genç adamın şerefine süzülüyordu
Bu övgülere mazhar olan genç bir elinde kemanı öbür elinde gergin yayı
Loş ışıkların kararttığı yüzlere bakıyor, gururu ve mutluluğu teneffüs ediyordu.
Ve kanun makama girdiği an genç, Kürdilihicazkar Longa'yı teşrif etmeye başlıyordu
Diplerden gelen çatal-bıçak sesleri, gülüşmeler, kahkahalar, havada uçuşan kadeh sesleri...
Hepsi bu akşamın, bu kemancının şanına çınlıyordu.
Kırık meşeden yatak başlığına kafasını yaslayan bir diğer genç uzun hayaller şimendiferindedir.
Elinde sarı kapaklı bir kitap üzerinde "Milan Kundera - Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği" yazmakta
Bu kitabı ona çok sevdiği eski bir arkadaşı vermiştir.
Fakat yıkılan hayallerinin enkazında gömülen bu arkadaşlığı düşünmek istemektedir.
Ne yaparsa yapsın nihayetinde de bu arkadaşlığın pençesine düşmektedir.
"Duyduk duymadık demeyin ahali!
Semtimizin muteber gençleri Arif ve Macit küsmüşler."
Ufak çocuğun bağırışları kafasına inen bir balkon terliğiyle kesildi.
Kurduğu düşlerden uyanan Arif, hemen sesin geldiği yere bakmış ve çocuğu görmüştü.
Bu ufak serseriye bir ders vermesi gerektiğini düşündüğünden eline gelen ilk şeyi atmıştı.
O şey de anacığının balkonu yıkarken giydiği maviden naylon bir terlikti.
O sırada dinletiden yeni yeni ayrılan insan topluluğu koşturan çocuğa bakıyordu
Almış oldukları alkolün etkisinden düz yolları çarpık adımlarla yürüyen bu insanların dilinde
Genç kemancıya dair olan övgüler bitmiyor, dinmiyor üstüne üstlük mahalleleri inletiyordu
Bu nedenle olanı biteni duyan Arif için kulaklarından girenler yüreğine haset ve öfke kapısı oluyordu
Gündüz güneşi, gece ayı; sevda tepeleri, aşk gönülleri kovalıyordu
Mevsimler bir daha dönmek üzere takvimlerdeki işaretlerine dönüyordu
Günlerden beri karşılıklı oturup da iki laf etmemi iki arkadaşı
Mahallenin bakkalı Rıza Bakkal' da bir sürpriz bekliyordu.
Macit etrafa yayılan ününün sarhoşluğundan ötürü ayyaş misali dolaşıyordu
Bu ayyaşlık sadece ünden ileri de gelmiyordu tabii, her gün alkol içiyordu.
Arif ise iyice kapandığı inziva dünyasından çıkmamak adına evden çıkmayı da bırakmıştı.
Tesadüf bu ikiliyi bir araya getirmeye bir kere karar verdiğinden
Olmuş, oluyor olan ile olacağın pek de önüne geçilemediğinden
Ilık bir sonbahar sabahında bu ikili bakkalda karşılaşacaktı.
Annesi Arif'i hapsolduğu girdaplardan kurtarmak istiyordu.
Onu dışları çıkması için ikna etmeye çalışıyordu.
Bir gün kadının da canına tak edecek olmalı ki
Sırf oğlu dışarı çıksın da evin işlerini görsün diye
Kendini oğlunun önünde attı kanepeye.
Ay başım! Ay kolum! sızlanmalarına daha fazla dayanamayan hayırlı evlat Arif
Nihayetinde bakkala gitmeye razı oldu.
Sıralı raflara dizili; zeytin, çikolata, bisküvi, toz deterjan.
Bittabi kokusuyla gark eden; acı tütün, açık çay, kuru soğan...
Tüm bu bolluğun içerisinde biri uzun biri kısa iki oğlan
Bakkal Rıza her zamanki gibi yaşadığına bin pişman
Macit yine Tekelci Sefer'den bir şeyler almış yanına nevale bakmakta
Tekelci Sefer'den alkol sattığı için hazzetmeyen Bakkal Rıza ise Macit'i süzmekte
Şuh bakışlarıyla mest eden ceylanlar misali devirdiği gözleriyle siyah poşeti gözlemekte
Bu esnada Macit'in dükkanda olduğunu gören Arif ise bir eli yüzünde bir eli raflarda
Annesinin siparişlerini el yordamıyla hissetmekte
Tek umudu Macit'e yakalanmadan sağ salim eve gidebilmekte.
Bu kadar tantanaya gerek de yok halbuki
Arif ki artık elden daha el, ölüden daha ölü
Uzattığı sakalları boynunu örter fular misali
Çöken avurtları vurur gözlerine dalga gibi
Daha yaşı yirmi beş ama gören der bu herif devirmiş kırk beşi
Bakkalda bir adam inlemekte.
Rıza'dır bu dayanamamış, vermiş veriştirmekte.
"Ulan Macit! Deyyus utanmıyor musun buraya böyle gelmeye?"
"Ne oldu Rıza Ağabey, tek esnaf sen misin koca mahallede?"
"O Sefer ibnesinin haramlı mallarını sokma demedim mi yerime?"
Onlar tartışadursun fırsattan istifade Arif, koşarak kapıya gelmekte
Bir taraftan eliyle iş, diliyle laf yetiştiren Rıza'ya parayı verdiği gibi kapıdan süzülmekte.
Önceden Macit'e laf ettiği için ağız göz dalacağı Rıza'ya bu sefer şükretmekte.

Yorumlar