ARİF MACİT'E KARŞI II- MUKADDERAT
Erden Ağabey her zaman olduğu gibi elinde bir kitapla görünmekte
Kapağında en güründen bıyıklı bir adam, onun üstünde kalın harflerle
Yazılmış iki başlık "Wagner Olayı/ Nietzsche Wagner'e Karşı"
Kitabı gören Arif pirelenmekte, olanı biteni merak etmekte.
"Hop Erden Ağabey nereye gidiyorsun böyle, o kitap ne?"
Erden terden dolayı renk değiştirmeye yüz tutan gömleğini silkeliyor
Umudu yok ya anlık bir ferahlama gelir sanıyor genç oğlana bakarak
"Gamze Yengen bekliyor sonra konuşuruz Arif." diyor ve gidiyor.
Arif ne yapsam ne etsem diye düşünürken karara varır.
Dostu, canından can bildiği Macit illa buralara uğrayacaktır.
İşte o zaman gör sen şamatayı
Macit öyle bir insan ki
Ne çerçevesi bükülmüş gözlüğünden laf açalım
Ne sürekli çaldığı yanından ayırmadığı kemanından
Ne de durmadan limonla ısladığı uzun siyah saçlarından
Ama en çok da Briyantin Macit lakabından söz etmeli
Macit bir saf oğlandır; biraz şaşkın biraz da çapkındır.
Öyle ki gördüğü tüm kızlara asılır
Karşılık alamayınca da şaşırırdı
Arif başka bir şey dileseydin keşke, der lamba cini
Çünkü yol izan çizikli bu gelen Macit'tir yürüyüşünden belli
Macit sağ bacak önde bir adım, sol adım havada üç sayım
Aheste aheste konu komşu kimi varsa selamlamalı
Üzerindeki mavi kaşmir gömlek havadar, gömleğin altındaki siyah atlet manidar
Arif uzaktaki agasına bağırmaktadır.
"Hayırdır, cenazen mi var Deli Dumrul."
Macit'ten yanıt gecikmez.
"Hele anlatayım da sen bir an önce durul."
Bunu diyen Macit kollarını açarak Arif'e doğru koşmaya başlar.
Öyle bir kavuşma ki düşleyenler bu sahneyi görünce, halt ettik, derler
Macit arkadaşına sarılır sarılmaz söze girer, anlatır da anlatır.
Erden Ağabey'i Macit'e en güzelinden, kallavisinden bir iş ayırtmıştır.
Semtin tek ve pek gazinosu olan Apak Müzikholde fasıl için keman tıngırdatacaktır
En büyük gayesi virtüöz olmak olan bu oğlan pek tabii teklifi duymasıyla balıklama atlamıştır.
Ne var ki bir dimağda sevinç olan haber başka yüreklere su serpecek diye bir kaide yoktur
Arif bu havadisi almaktan memnun olmaz.
Şekercinin elma, horoz, akide nidalarıyla inlettiği yeşil tenteli dükkanının önünde dikilen ikili
Hararetli bir biçimde tartışıyorlardı geleceklerini
Arif'in isteği arzusu Macit ile beraber İstanbul'a gitmek; orada kitapçı açmaktı.
Hesapta garip gurebayı okutacak, adam edeceklerdi. Onlara bedava kitap dağıtacaklardı.
Macit'in hayali ise sahnelerin tozunu yutmak, adından söz ettiren bir müzisyen olmaktı.
Biri aza kanaat ederken, öteki çoktan çokluğa kol kanat açmıştı.
Neticede iki arkadaş ilk defa büyük bir ayrılığa düşmüşlerdi.
Arif evinden gayrı istikamet olan sağa, Macit evi bellediği müzikholün bulunduğu sola sapmıştı.
Akşam güneşi son bir gayretle aydınlattığı dünyadan giderken
Bu iki gencin son gölgeleri buluşmuş ve ortadan kaybolmuştu.

Yorumlar