Arif Macit'e Karşı I- Erden Ağabey



ARİF MACİT'E KARŞI  I - ERDEN AĞABEY


Arif ve değişmez kostümü 

Çizgili kapri, siyah-beyaz ekose gömlek

Arzı endam ediyor serilerek

Esrik güneşin ısıl kaldırımları

Selamlıyor dünyayı neşrederek

Tin tin adımlarıyla Arif 

Geçiyor yolları kah iyi kah kötü söylenerek

 

Bir mesele var başında saat dokuzu yirmi geçe

Şimdi de saat kulesinin önünde dikilmekte 

Yemci var önünde kuş yemlemekte.

Gelen geçene heves vermekte. 

Sağdan gelen tak tuk taş sesleri

Şeytan misali taşlanan masalar kahvehanede

Sol taraf arazidir kimi kimsesi olmayan

İlk hatırlanan sinema olacaktı güya gelecekte.

 

Yemden nasiplenen bir kuş Arif'in omzuna kondu.

Arif terli elleriyle hayvancağızı dürterek

"Bizi hayrat çeşmesi mi belledin de tünedin?" demekte.

 

O esnada kırçıl sakalları uzun mu uzun,

Boyu, posu, endamı derun mu derun bir zat belirmekte

Kimileri ona Filozof kimileri ise Yerden Erden demekte

Arif içinse bir Erden Ağabey ki o kendi abisinden önde

Tanışmaları ise ne çok yeni ne de fazla geçmişte. 

Eskilerden bir anı olarak kalan üç katlı pejmürde bir lise

Bu ikili lisenin pek de matah olmayan bir sınıfında ikamet etmekte

Arif en arkada Erden Ağabey'i en önde. Biri muallim biri talebe.

 

Bir gün derste konu konuyu çilingir misali açar dururken 

Öğrencilerden biri el kaldırarak hocasına bir sual sormak ister

Yabancı bir sahne düşlemeyin talebe Arif, muallim Erden'dir.

"Hocam bir meseleyi merak ediyoruz da." der, Arif sırıtarak

Başına geleceklerden bihaber olan Erden öğrencisini kırmaz "Sor " der.

Arif durur mu durmaz. Yapıştırır soruyu "Size neden Yerden Erden diyorlar?"

Bu soru üzerine sınıfı bir velvele almış ki hiç sormayın

Sınıf da sınıf değil kabare mübarek şu minvalde sorular devam etmekte

"Yerden Erden bir isim tamlaması mıdır hocam?"

"Kafiyeli lakaplarla aranız iyi mi hocam?"

Gibi gibi daha bir çok soru ünlemekte Sacit Yalın Anadolu Lisesinde

 

Erden bu lafların da soruların da altında kalacak adam değil tabii

Eskinin bitirimi, kaldırımların abisi Erden başından geçenleri anlatmış

Öyle yalın bir anlatım ummayın da beklemeyin de 

Erden Öğretmen, sıraları kaldırım öğrencileri figüran bellemiş

Her bir detayı en ince ayrıntısına kadar incelemekte. 

Söz odur ki bu Erden Hoca tanındı tanılalı okumaya pek düşkün bir zatmış.

Her gün istisnasız bir biçimde kaldırıma gider, kenarına oturup kitap okurmuş

Gel zaman git zaman günlerin birinde saatlerin herhangi birinde 

Mahallenin güzeller güzeli genç kızı Gamze, Erden'in oturduğu kaldırımın önünden geçmiş.

Her insan gibi, kiraz dudaklı, keman kaşlı, hokka burunlu bu güzele vuruluvermiş.

Artık kızın güzelliğini görüp de nasıl alıklaştıysa o esnada kitabını düşürdüğünü fark etmemiş.

Dışı bu kadar güzel olan kızın içi de güzel olmasın mı hemen aptal aşığa yardım etmiş.

Erden Hoca'nın anlattığına göre kitapları elinden aldığı esnada Gamze ile aralarına sevda girmiş

Bu kısmı anlatan Erden Hoca kendini hikayeye fazla kaptırdığından sırayla öğrencilerine sarılıyor

O an içinde beliriveren kıvılcımları, aklına düşen şimşekleri daha dünmüş gibi anlatıyor.

 

O karşılaşmadan sonra olanlar ise Hollywood sinemasına taş çıkartacak seviyede

Tüm mahallelinin bir araya gelerek pembe dizi edasıyla izlediği bu aşkın devamı şöyle;

Gamze kız da bu karşılaşmadan nasibini almış olacak ki günaşırı bu alık oğlanın önünden geçer

Zaten biraz alık olan, Gamze'yi görmesiyle iyice alıklaşan oğlan da kız her geçtiğinde kitapları düşürür

Zati yangınlardan yangın beğenen bu oğlanı küle çevirmeye and içen kız da gocunmadan yardım edermiş

Herkesçe malum olan bu bilindik tesadüf zamanla öyle çok seyirci kazanmış ki,

İlk başlarda semtin haşarı gençleri tarafından takılan Yerden Erden lakabı da zamanla kitlelere yayılmış.

Ha bir de filozof mahlası var ki o da öğrencilerinden gelmekte. 

Mersin'in rakımı alçak insanı yüksek bir beldesindeki tek lisede felsefe öğretmeni olduğu için söylenmekte.


Yorumlar