YILAN DELİĞİ
Kabuğuna hapsolmuş şaire..
Bir yılan gördü gözlerim
Kavını dökmüş yollara al al
Zayi deriden gayrı düşmüş
Sorar allame-i cihana
Ben ne yaparım, ne ederim?
Vücuda düştü mü can nefesi
Nasıl örterim onca hevesi?
Halbuki bir tav deridir meali
Mahsus yazılmış cilbentlerde
Bir üzengidir ciğeri bentlerde
Yokuşlardan yukarılara, aya
Çukurlardan aşağılara, aza
Nerede ruhum, nerede nefesim
Kıvrıldım düzlüklerde esil esil
Yaşadı yaşattı derebeyi onca nesil
Olmayan havayı yardı soludu efil efil
Gözükmeyen ini buldu da deşti
Senelerce sürdü savaşı bendiyle
Önce asilzade oldu sonra vasil
Yılana bir soru sormak elzemdir
Bunca yolu ne için geldin
Dağ aştın, deniz gördün korktun
Zehirli, içilmez denilen suları içtin
Nefessiz havayı ciğerine soludun
Yolda dinlendin, bin işittin bir ah ettin
Sfenks dirildi küllerden, yine aleve verdin
Sorular süzüldü boşlukta göremedin
Ne umdun da bulamadın
Yelin nereye estiği belli
Güneşin kime doğduğu belli
Yolun nereden döküldüğü belli
Soluğun vergisi belli, beyanı belli
Sen ne umdun da bulamadın ki
Tellere vuran kırlangıçlar misali
Bahçelerden can beklememeli
Toprak belli tohum belli sahibi belli
Ne için korkarsın, nedir bu korku hali
Bulamazsan nedenini bir kanat tak
Uçamam diyorsan bir kuyruk daha tak
Uzamam diyorsan bir can daha dile
Buğdaydan ya da inandığından, her kimse
Olmadı canına tak derse, af dile aman dile
Hiç dertlenme yılanın deliği bakidir
İçine giren olmasa dahi
İllaki bulunur bir fedai
II
Başıbozuk ekinlerin başsız
Soğuk ıssız kokusuz ekimleri
Ne ektin ki ne biçeceksin
Ararsın, durursun yılanlık hali
Sürünürsün durmadan insanlık hali
Nimet düşerse başka tarlalarda
Yer bitirirsin düşünmeden sormadan
O vakit düşer boşluğa arzı isyanın
Aramazsın, bulmazsın artık ziyanı
Derin yoktur ama yeni bir deri
Yeni bir yaşam ararsın
Diğer yılanlar ölene dek
Her ölü deriden bir can umarsın
Medet bu ya hiçbir deri uymazsa
Dünyayı durmadan tararsın
Senden öte bir sen, kabuğunda ihtilal
Neticede bir yılan ne ki yamacında
bin yılan anlam kazansın. Bin yılan
ne ki dünyada bir yılana kalmasın.
Bulamazsan kallavi bir deri ummanda
Bir dağın eteğinde saklan
Yeni bir dağ keşfedene dek
Yıkılırsa yerler, çökerse gök
Bulunduğun yerden korkma.
Yeni dağların kralı sensin
Bir hayal inşa eder, seversin
Asla sevemediğin yılanı da
Kaçtığın sıcak yolları da seversin
Bir daha gelirsen cihana
Söz ya medusasın ya da hiçsin
Hiç olmazsa bir nişansın
Yılanların hatıra defterinden bakarsın.
III
Yılankavi yıllanmış derin
Bir rengi ala ki çok derin
Önce kırmızıydı sonra mavi
Biraz sarı biraz yeşil ve serin
Bir renk vardı ki hep yakin
Siyah, simsiyah uzanırdı
Göklerden temas eden yele
Yerlerde parıldayan bir siyah
Uzun gövdeni pul pul eden
Sen bin parçaya bölen de
Bir yılan olabilmeni dileyen
Şahmerana dönüşmenden
Üç başlı olmandan çekinen
Dişlerini bir vakit yaptığın silah
Düşlerini bir vakit yaptığın siyah
Ya da mazur görülen günahların
En basitinden nefrete şahin
Sevdaya bülbül, yaşama ardıç
Histeriden doğan zehir bir sarnıç
Akarsa okyanusa bir seher vakti
Tan nedir bilmez balıklar
Su nedir bilmez martılar
Yaşamak nedir bilmez yağmurlar
Onca zehri akıtınca özüne
Yılan olmak nedir anlamaz yılanlar
Tıpkı insan olmayı hazmedemeyen
Gökü kubbe toprağı pare sayan
Gök demeden havaya nefes biçen
Adımını bilmeden gölgeyi mülk edinen
Aklı evvel sami olan o kan misali
Üzülme tantalos o zehire bile kani
IV
Gemi misali süzülür
Bata çıka dalgalara ürür
Dünyayı sarmalarken gövdesi
Bildiğini bilene götürür
Canı en baştan süsler
Oradan toprağa süzülür
Zehrin öyle bir emtia ki kanda
Şiiri yazanın gözleri kördür
Ne yazdığını bilmeden yazar
Destanlarda hükümranlık tözdür
Kağıtlarda durmaz yazılanı seçer
Yeni bir edebiyat yaratır da
Onunla ölümden ölüme gider
Ya da yeni bir ağaç inşa eder
Önce baltaya sap, sonra tomar eder
Uçmaktan uçmağa, sevdadan sev dağa
Bilakis yaşamdan yaşam, ağa gider.
Örümcek misali dolanan perdeler

Yorumlar